English | Site Haritası

Su Kirliliğiyle İlgili Genelgeler

20.11.1992 / 28289 sayılı Genelge

İlgi: 16.9.1992 gün ve B.02.0.PPGO.12-383 - 22629 sayılı yazımız.

Yanlış imar uygulamalarının ve kaçak yapılaşmalarının uzun dönemde dahi telafisinin mümkün olmadığı gerçeği dikkate alınarak imar uygulamalarında kentsel çevrenin doğal dokunun (Orman alanları, kıyılar vb) korunmasına gerekli titizliğin gösterilmesi çevreyi bozan yapılaşmalara izin verilmemesi hususunda gerekli tedbirlerin alınması ilgi yazı ile bildirilmişti.

Diğer taraftan özellikle ülkemizin kısıtlı olan içme suyu kaynakların çevresinde çeşitli yapılaşmaların devam ettiği, çöp ve moloz döküldüğü ve bu amaca hizmet eden göl, gölet, baraj ve rezervuarların aşırı kirlendiği ve kirlenme tehdidi altında olduğu tespit edilerek mevcut mevzuata göre etkin uygulama yapılması gerekli görülmüştür.

2872 sayılı Çevre Kanununa bağlı olarak çıkarılan 4.9.1988 tarih ve 19919 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliğince içme suyu kaynaklarının korunması için uygulanacak planlama esasları ve öngörülen yasaklar belirtilmiştir.

Bu kapsamda maximum su seviyesinden itibaren 0-300 metreye kadar olan alan Mutlak Koruma Alanı, 300-1000 metreye kadar olan alan Kısa Mesafeli Koruma Alanı 1000-2000 metreye kadar olan alan Orta Mesafeli Koruma Alanı, 2000-Havza Sınırı sonuna kadar olan alan Uzun Mesafeli Koruma Alanı olarak belirlenmiş olup, bu alanlarda uyulması gerekli esaslar ekte gönderilmiştir.

Bu çerçevede, İl hudutları içinde olup yukarıda tanımlanan alanlarda yer alan Belediyelerce, bu alanlar içinde planlanan yerleşim ve faaliyetler hakkında yazılı yada sözlü olarak veya Belediye Encümen Kararı şeklinde ve Çevre Bakanlığı’nın bilgisi dışında izin verilmemesi, adı geçen Yönetmeliğin yürürlüğe giriş tarihinden bugüne kadar konut ve sınai faaliyetler için yönetmeliğe aykırı olarak verilmiş izinlerin ise iptal edilmesi, yukarıda belirtilen koruma bantlarında yetkili mercilerden izin almadan veya tamamen kaçak olarak gerçekleştirilen her türlü yapının tespit edilerek bu kaçak yapıların kısa sürede yıktırılıp arazilerin yeniden eski haline getirilmesini sağlamak üzere; gereken tedbirlerin alınması hususunu önemle rica ederim.

BAŞBAKAN

EKLER:1.(Su Kalitesi Planlama Esasları ve Yasaklara İlişkin yazı)

SU KİRLİLİĞİ KONTROLÜ YÖNETMELİĞİ SU KALİTESİNE İLİŞKİN PLANLAMA ESASLARI VE YASAKLAR

İÇME VE KULLANMA SUYU TEMİN EDİLEN KITAİÇİ YÜZEYSEL SULARLA İLGİLİ KİRLETME YASAKLARI

Madde 16)İçme ve kullanma suyu rezervuarlarının ve benzeri su kaynaklarının korunmasında, her kaynak için özel hükümler getirilinceye kadar aşağıda verilen genel ilkeler ve koruma alanları geçerlidir.

A) İçme ve kullanma suyu rezervuarları içinde ve civarında suların kirlenmesine neden olacak faaliyetler yapılamaz.

B) Çöp ve moloz gibi atıklar bu tür su kaynaklarına atılamaz ve atılmasına izin verilemez.

C) Akaryakıt ile çalışan kayık, motor ve benzeri araçların kullanılmasına izin verilmez. Yelkenli, kürekli veya akümülatör ile çalışan vasıtalara ve sallara izin verilebilir. İstisnai durumlarda, akaryakıt ile çalışacak su araçlarının kullanılmasına Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü veya Bölge Müdürlüklerince izin verilir. Bu amaçla kullanılacak araçlarda oluşabilecek her türlü atıksu ve sintine suyunun arıtıldıktan sonra bile içme ve kullanma suyu rezervuarına boşaltılması yasaktır.

D) İçme ve kullanma suyu rezervuarlarının su toplama havzaları içinde bulunan devlete, belediyelere ve kamuya ait araziler koruma alanları için verilen kısıtlamalara tabidir.

E) Yüzme, balık tutma, avlanma ve piknik yapmaya, su alma noktasına 300m’den daha yakın olan yerlerde izin verilemez.

F) İçme suyu temin edilen rezervuarlarda ihale yoluyla balık avı yapılması yasaktır. Ancak Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü’nce ve Çevre Bakanlığı’ndan olumlu görüş almak kaydıyla, ekonomik bölge oluşturan rezervuarlarda ihale yoluyla balık avı yapılmasına izin verilebilir .

MUTLAK KORUMA ALANI

MADDE 17)İçme ve kullanma suyu rezervuarlarının maksimum su seviyesinden itibaren 300 m genişlikteki şerit,mutlak koruma alanıdır. Sözkonusu alanın sınırının su toplama havzası sınırını aşması halinde, mutlak koruma alanı havza sınırında son bulur. Bu alanda aşağıda belirtilen koruma tedbirleri alınır;

A) Koruma alanı içinde kalan bölge, ilgili kanunun yetkili kıldığı idarece kamulaştırılmıştır. Kamulaştırma işlemlerinin, mevcut kent içi veya kent dışı yoğun yerleşimler nedeniyle olağanüstü yüksek harcamaları gerektirebileceği durumlarda, içmesuyu kaynağının korunması için idarece gerekli düzenlemeler yaptırılır.

B) İçme ve kullanma suyu projesine ve mevcut yapıların kanalizasyon sistemlerinin ışlahına ait mecburi teknik tesisler hariç olmak üzere, bu alanda hiçbir yapı yapılamaz . Bu alanda kalan mevcut yapılar dondurulmuştur.

C) Çevre düzeni ve amenajman planına uyularak, bu alan içinde gölden faydalanma, piknik, yüzme, balık tutma ve avlanma ihtiyaçları için cepler teşkil edilir. Bu cepler su alma yapısına 300 m’den daha yakın olamaz.

D) İdarece gerekli görülen yerlerde alan çitle çevrilir veya koruma alanı teşkil edilir.

KISA MESAFELİ KORUMA ALANI

MADDE 18) İçme ve kullanma suyu rezervuarlarının mutlak koruma alanı sınırından itibaren 700 m genişliğindeki şerittir. Söz konusu alan sınırının su toplama havzası sınırını aşması halinde, kısa mesafeli koruma alanı havza sınırında son bulur. Kısa mesafeli koruma alanı içinde;

A) Turizm ve İskan ve sanayii yerlerine izin verilemez.

B) Çöp ve moloz birikintisine izin verilemez.

C) Madde 17 B’de anılan mecburi teknik tesisler ile Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu kapsamına giren uygulamalar dışında hafriyat yapılamaz.

D) Sıvı ve katı yakıt depolarına ve mezarlık kurulmasına izin verilemez. Bu alanda kalan mevcut yapılar dondurulmuştur.

E) Bu alanın rekreasyon ve piknik amacı ile kullanılmasına dönük kamu yararları ve günibirlik turizm ihtiyacına cevap verecek sökülüp takılabilir elemanlardan meydana gelen, geçici nitelikte kır kahvesi, büfe ve benzeri tek katlı yapılara, onanmış çevre düzeni ve uygulama planlarına ve plan kararlarına uygun olarak izin verilebilir.

F) Yukarıda E fıkrasında belirtilen yapıların kapalı kısmının alanı 100 m2 yi geçemez.

G) Yukarıda E fıkrasında belirtilen yapıların sıhhi tesisatları Sağlık ve Sosyal yardım Bakanlığının 19/3/1971 tarih ve 13783 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren “Lağım Mecrası İnşası Mümkün Olmayan Yerlerde Yapılacak Çukurlara Ait Yönetmelik” hükümlerine göre düzenlenir.

H) Suni gübre ve tarım ilaçları kullanmamak şartıyla ve hayvancılık hariç olmak üzere, diğer tarımsal faaliyete izin verilir. Ayrıca erozyonu arttırıcı metodların uygulanması önlenir.

I) İmar planı gereği yapılacak yolların bu alandan geçecek olan kısımlarında sadece ulaşımla ilgili fonksiyonlara izin verilir.

ORTA MESAFELİ KORUMA ALANI

MADDE 19)İçme ve kullanma suyu rezervlerinin kısa mesafeli koruma alanı sınırlarından itibaren 1 km. genişliğindeki şerittir. Sözkonusu alan sınırının su toplama havzası sınırlarını aşması halinde, orta mesafeli koruma alanı havza sınırında son bulur. Bu alanlardaki koruma tedbirleri aşağıda belirtilmiştir.

A) Bu alanda hiçbir sanayi kuruluşuna ve iskana izin verilemez.

B) Bu alanda yapılacak ifrazlardan sonra elde edilecek her parsel 5000 m2’den küçük olamaz. Bu parsellerin tapu ve kadastro veya tapulama haritasında bulunan veya var olan bir yola yapılan ifrazdan sonra en az 25 m. cephesi bulunması mecburidir.

C) Bu alanda bulunan parsellerde sıhhi ve estetik mahzur bulunmadığı taktirde parsel sathının %5’inden fazla yer işgal etmemek, inşaat alanları toplamı 2 katta 250 m2’yi saçak seviyelerinin tabii zeminden yüksekliği h=6,50m’yi aşmamak yola ve parsel sınırlarına 5 m’den fazla yaklaşmamak şartı ile, bir ailenin oturmasına mahsus bağ veya sayfiye evleri veya eğlence veya turizm tesisleri ile bu gibi tesislerin müştemilat binalarının yapılmasına izin verilebilir. Bu alanda ayrıca, entegre tesis niteliğinde olmayan mandıra, kümes, ahır, ağıl, su ve yem depoları, hububat depoları, gübre ve silaj çukurları arıhaneler, balık üretim tesisleri ve un değirmenleri gibi konut dışı yapılar, mahreç aldığı yola 10 m.’den, parsel hudutlarına 5 m. den fazla yaklaşmamak ve inşaat alanı katsayısı % 55’i ve yapı yüksekliği h=6.50 m’yi geçmemek şartıyla yapılabilir. Beton temel ve çelik seralar yaklaşma mesafelerine uyulmak şartı ile inşaat alanı katsayısına tabi değildir. Beton temel ve çelik çatı dışındaki basit örtü mahiyetindeki seralar ise yukarıda belirtilen çekme mesafeleri ve inşaat alanı katsayısına tabi değildir. Ayrıca bu tesisler hakkında Tarım Orman ve Köy İşleri Bakanlığı Taşra Teşkilatının uygun görüşünün alınması ve başka bir amaçla kullanılmayacağı hususunda tesis sahiplerince ilgili idareye noterlikçe tasdikli yazılı taahhütte bulunulması gerekmektedir. Bu maddede anılan yapılar ilgili Bakanlık ve kuruluşlarca hazırlanmış bulunan 1/150 veya 1/100 ölçekli tip projeler üzerinden yapılabilir. Ayrıca tüm yapıların imar mevzuatına uygun olarak yapılması gerekir.

D) Atıksular, ancak “Teknik Usuller Tebliği”nde verilecek sulama suyu kalite kriterlerine uygun olarak arıtıldıktan sonra sulamada kullanılabilir.

E) Hiçbir şekilde maden ocagi açilmasina ve işletmesine izin verilmez.

F) Bu yörede suni gübre ve tarım ilaçları kullanmak şartı ile tarım yapılabilir.

G) Bu yörede çöp dökme ve imha alanlarına izin verilmez.

UZUN MESAFELİ KORUMA ALANI

MADDE 20)İçme ve kullanma suyu rezervuarının yukarıda tanımlanan koruma alanlarının dışında kalan su toplama havzasının tümü uzun mesafeli koruma alanıdır. Bu alanda aşağıda belirtilen koruma tedbirleri alınır.

A) Bu alanda kirletici nitelik taşiyan sivi, gaz ve kati atiklar üreten yeni sanayi kuruluşlarina izin verilmez.

B) Uzun mesafeli koruma alanında yerleşik bulunan mevcut tesislerin ise bu koruma alanından uzaklaştırılmaları esastır. Ancak bu mümkün olmadığı taktirde yukarıda A bendinde bahsi geçen sıvı, gaz ve katı atıkların ekonomik uygulanabilirliği ispatlanmış ileri teknoloji seviyesinde arıtma ve bertaraf teknikleri ile uzaklaştırılması ilgili idare tarafından istenecektir.

C) İçme ve kullanma suyu rezervuarını besleyen tüm sulara, akar ve kuru derelere hiçbir surette atıksu veya atık deşarjı yapılamaz. Bu yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 19. Maddenin C bendinde belirtilenlerin dışında yeni iskana ve 20. Maddenin A bendinde belirtilen türde sanayi kuruluşlarına izin verilemez. Ancak yer değiştirmesi mümkün olmayan mevcut iskan bölgelerinden kaynaklanan atıksuların bu yönetmeliğin beşinci bölümünde verilen deşarj sınırlamalarının ötesinde, rezervuardaki suyun Tablo 1’de yer alan kıta içi su kaynaklarının sınıflarına kalite kriterlerini bozmayacak şekilde arıtılarak deşarjına izin verilebilir. Katı atık atılamaz .

D) İçme ve kullanma suyu rezervuarlarının havadan ve erozyon nedeniyle topraktan kirlenmesine karşın gerekli tedbirlerin alınması sağlanır.

E) Bu yörede kontrollü çöp depolama ve imha alanlarının kurulması ilgili idarece Çevre Bakanlığı’nın uygun görüşü alınarak yapılabilir.

18.12.1992 / 03 sayılı Genelge

İLGİ: 20.11.1992 tarihli B.02.0.PPG.0.12.383 - 28289 sayılı Başbakanlık Genelgesi .

İlgi genelge ile 2872 sayılı Çevre Kanuna bağlı olarak çıkarılan 4.9.1988 tarih ve 19919 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren Su Kirliliği Kontrol Yönetmeliği gereğince içme suyu kaynaklarının korunması için uygulanacak planlama esasları ve öngörülen yasaklar belirtilerek; yönetmelik gereği söz konusu kaynakların çevresinde oluşturulan koruma alanları içinde planlanan yerleşim ve faaliyetler için Çevre Bakanlığı’nın bilgisi dışında izin verilmemesi ve bu faaliyetler için şimdiye kadar yönetmeliğe aykırı olarak verilen izinlerin iptali ve söz konusu bantlar içinde kaçak olarak yer alan her türlü yapının tespit edilerek yıkılması istenmiştir.

İlgi genelge gereklerinin yerine getirilmesi sırasında çalışmaların Bakanlığımız tarafından izlenebilmesi amacıyla

1) İliniz hudutları dahilinde bulunan içme suyu kaynaklarının adı, yeri, kapasitesi, anılan yönetmeliğin Tablo 1’deki kriterlerine göre kapasitesi ve içme suyu temini amacı ile hangi yerleşimler tarafından kullanıldığının bildirilmesi,
2) İliniz hudutları dahilinde bulunan içme suyu kaynakları çevresinde Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliğince belirlenen Mutlak (0-300 m) ve Kısa (300-1000m) Mesafeli Koruma Alanları içerisindeki yapılaşmaların tespiti amacıyla söz konusu alanlar içerisinde kalan ve 9.5.1985 tarihinde yürürlüğe giren 3194 sayılı İmar Kanunu‘na uygun olmasına rağmen 4.9.1988 tarihinde yürürlüğe giren Su Kirliliği Kontrol Yönetmeliğine aykırı olarak yapılan binalarla, tamamen kaçak olarak yapılan yapıların ekte örneği sunulan çizelgeyi bina bazında dökümünün yapılması,
3) Bu iki koruma bandında yer alan ve tamamen kaçak olan yapıların sahiplerine söz konusu yapının yıkılması için mücavir alan için Belediyeler, mücavir alan dışında ise mülki amirliklerce makul bir sürenin verilerek, bu sürenin dolmasını takiben yıkım işlerinin yaptırılması ve Bakanlığımıza bildirilmesi,
4) Yönetmeliğin 17 - D maddesi gereğince Mutlak Koruma Bandı, (0-300m) içerisinde kaynağın korunabilmesi için çitle çevrilmesi (harita üzerinde) gereken veya başka bir önlem gerektiren yerlerin tespit edilerek gerekenin yapılması ve Bakanlığımıza bildirilmesi,
5) Mutlak Koruma Bandı (0-300m) içerisinde kalan bölgede, kaynağın korunabilmesi için kamulaştırma zarureti olan yerlerde belediye sınırları içinde Belediye Başkanlığı, belediye başkanlığı sınırları dışında ise Mülki amirliklerce kamulaştırılması öngörülen alanların belirlenerek Bakanlığımıza bildirilmesi,
6) İçmesuyu kaynağının Orta (1000-2000 m) ve Uzun (2000m - Su toplama havza sınırı) Mesafeli Koruma alanları içinde Yönetmelikte belirlenen esaslar ve oranlar dahilindeki yapılar dışında, bu esaslara aykırı olan yapıların ekte verilen forma işlenmesi ayrıca bu tür yapılaşmaların özellikle teşebbüs edildiği anda müdahale edilerek önlenmesi için tüm tedbirlerin alınması ve gerekli denetimlerin yapılması ,
7) Erozyonu önlemek amacıyla içmesuyu kaynağının Uzun Mesafeli Koruma alanı (2000m-su toplama havzası) içerisinde kalan kısımda diğer koruma bantlarında olduğu gibi Orman Bakanlığı’nın da desteği ile ağaçlandırılma çalışmaları yapılması,
8) Su Kirliliği Kontrol Yönetmeliği’nin 20.maddesi uyarınca Uzun Mesafeli Koruma alanında kirletici nitelik taşıyan sıvı, gaz ve katı atıkları üreten yeni sanayi kuruluşlarına kesinlikle izin verilmemesi (sanayilerin kirleticilikleri hakkında fikir vermesi bakımından Çevre Bakanlığı tarafından 26.5.1991 tarih 20882 sayılı Resmi gazetede yayınlanan 91/1551 numaralı Bakanlar Kurulu Kararındaki “Çevre Kirliliğine Yol Açan İşletmelerin Faaliyet Kollarına Göre Gruplarını Gösterir Liste (I)” ile 26.10.1983 tarih 18203 sayılı Resmi gazetede yayımlanan Gayri Sıhhi Müesseseler Yönetmeliğindeki “Gayri Sıhhi Müesseselerin Sınıflarını Gösterir Liste (II)” ekte gönderilmektedir.
9) Su Kirliliği Kontrol Yönetmeliği’nin 5.maddesi gereğince su kaynaklarından etkin biçimde yararlanılabilmesi ve bu kaynakların kullanım alanlarının önceden hazırlanmış bir havza planına uygun olması gerekmektedir. Bu amaçla kaynakların halen mevcut kalitesinin kullanım alanları için gerekli kalite kriterlerine uygunluğunun tespitini ve havza planının havzadaki ilgili Valiliklerce ve ilgili Devlet Su İşleri Bölge Müdürlüklerince yapılması gerekmektedir. Bu nedenle konuyla ilgili mevcut bilgilerin derlenmesi, su kalitesine ait verilerin sağlanarak üç aylık raporlar halinde Bakanlığımıza bildirilmesi ve halen planı bulunmayan havzalarda bu çalışmaların ivedilikle başlatılması ,
10) Su kaynakları, kaynağın içinde yer aldığı mülki amirliklerce, büyükşehirlerde ise Büyükşehir Belediyelerince kurulmuş bulunan Su ve Kanalizasyon İdarelerince (ASKİ, İSKİ ve İZSU gibi) en etkin biçimde korunabilmekte, ayrıca 1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanunu’nun 237 ve 238 Maddeleri de, su kaynağı kendi sınırlarının dışında da olsa suyu kullanan belediyelere, kaynağı korumada yetki ve sorumluluk vermektedir.

Bu nedenle;
İçmesuyu kaynaklarının korunmasında gereken hassasiyetin gösterilmesi, yanlış planlamalara fırsat verilmemesi ve kaçak faaliyetlerin önlenmesi bakımından havzadaki her türlü faaliyetin izlenmesi,
Yukarıdaki 8. ve 9. Maddeler hariç anılan hususları kapsayan bilgilerin ekte verilen forma göre doldurularak aylık raporlar halinde Bakanlığımıza gönderilmesi,
İlgide yer alan Başbakanlık genelgesine uymayan belediye yetkilileri hakkında yasal işlem yapılarak Bakanlığımıza bildirilmesini,
önemle rica ederim.

ÇEVRE BAKANI

 

DAĞITIM LİSTESİ :

Tüm Valiliklere
Büyükşehir Belediye Başkanliklari

Belediyeler (Yüzeysel su kaynaklarında içme suyu temin eden veya sınırları içerisinde bu tür kaynakları bulunan belediyeler)

Devlet Su işleri Genel Müdürlügü

İller Bankası Genel Müdürlüğü

Sapanca Gölü çevresindeki Belediyeler : Adapazarı, Sapanca, Kırkpınar, Maşukiye, Eşme, Arifiye, Serdivan.

1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanunu’nun 270’inci maddesi gereğince Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın da görüşü alınarak Bakanlığımızca düzenlenen gayri sıhhi müesseselerin sınıflarını gösterir liste

A) BİRİNCİ SINIF GAYRİ SIHHİ MÜESSESELER :

1- Çimento fabrikaları,

2- Seramik ve porselen fabrikaları,

3- Kireç, alçı ve zımpara fabrikaları

4- Blok mermer işleme yerleri ,

5- Galeri veya kuyu açarak işletilen veya patlayici madde kullanilarak işletilen her türlü taş ve maden ocaklari,

6- Çeşitli usullerle maden cevheri zenginleştirme yerleri ,

7- Her nev’i maden döküm atölyeleri, haddehaneler ve demir-çelik fabrikaları,

8- 50 Hp’den fazla motor gücü kullanan her nev’i elektromekanik, elektromanyetik ve madeni eşya imal, işleme, montaj ve tamir yerleri madeni eşya emayeleme, plastik veya diger maddelerde kaplama yerleri,

9- Gemi inşaa, tamir ve söküm yerleri,

10- Harf dökümü yapan yerler ile 50 HP’den fazla motor gücü kullanan matbaalar ve baskı yerleri,

11- Kömür tozunu prese ederek malzeme imal eden yerler,

12- Katran ve katrandan gaz üretim yerleri,

13- Alkol istihsal ve tasfiye yerleri ,

14- Yangın söndürme tüplerinde kullanılan kimyasal maddelerin üretildiği yerler,

15- Selüloz ve selüloit fabrikaları,

16- Her nev’i kağıt fabrikaları,

17- Kauçuk ve lastik eşya imal yerleri , lastik kaplama tesisleri,kablo fabrikalari,

18- Plastik hammaddesi üreten tesisler,

19- Patlayıcı maddeler sanayii, motor fitili,maytap imalathaneleri , karpit, sıvı asetilen, sentetik benzin, azotperoksit imal ve dolum tesisleri,

20- Azot okjisen, karbondioksit, flor, amonyak gibi gazların veya bileşiklerinin üretim ve dolum tesisleri,

21- Her türlü sabun fabrikası,

22- Sülfonalama yapılan deterjan imal yerleri,

23- Çamaşir sodasi ve çivit imal yerleri,

24- Gliserin, yağ asitleri, sülfirik asit, hidroklorik asit, klor vb. kimyasal maddeler üreten yerler ile azot sanayi ve gübre fabrikaları,

25- Nişadir fabrikalari,

26- Madeni ve nebati boya,cila,vernik fabrika ve atölyeleri,

27- Cam ve cam eşya fabrikalari

28- Melamin eşya imal yerleri,

29- Plaksi glas, poliester imalathaneleri,

30- Zirai mücadele ilaçları, insektisit, rodentisit, mollulisit vb. üretim, depolama, ambalajlama ve toptan satış yerleri,

31- Bitümlü karton, mukavva fabrikaları,

32- Deri yakma ekstrakları (zırnık) üretim yerleri,

33- Eter vb. maddeleri üretim yerleri

34- Sun’i deri, kürk ve muşamba imal yerleri,

35- Asfalt ve zift kaynatma ve eritme yerleri,

36- Tutkal fabrikaları,

37- Her türlü film ve film banyosunda kullanılan kimyasal maddelerin üretim yerleri ,

38- Termik elektrik santralleri ,

39- Havagazı ve kok fabrikaları,

40- Lavar (kömür yıkama) tesisleri,

41- Petrol rafinerileri ve petrokimya tesisleri,

42- LPG dolum tesisleri ve depoları,

43- Asfalt üretme ve işleme yerleri ile depolari,

44- Pil, batarya ve akü imal yerleri,

45- Kibrit fabrikaları,

46- Gaz maske fabrikaları ,

47- Her türlü gaz imal ve dolum tesisleri,

48- Halı fabrikaları,

49- 50 HP’den fazla motor gücü kullanan dokuma ve konfeksiyon fabrikaları,

50- Ağacın kimyasal prosese tabi tutulduğu sanayiler,kontrplak,ağaç kaplama ve sun’i tahta yapan yerler ,

51- Sun’i halı vb. yer döşemeleri fabrikaları,

52- Ağaç lifi ve ağaç lifinden mukavva yapılan yerler,

53- Kurşun kalem fabrikalari,

54- Ağaç damıtım ürünleri tesisleri,

55- Solvent kullanmak sureti ile ekstraksiyon yapan bütün nebati ve hayvani yağ tasirhaneleri, rafineri tesisleri,

56- Şeker fabrikalari,

57- Günlük olarak 5000 litreden fazla süt işleyen tereyagi, peynir ve yogurt imalathaneleri, mandiralar,

58- Süt, pastörize ve strelize tesisleri,

59- Süt tozu ve konserve süt fabrika ve atölyeleri

60- Ham deri işleme ve ham deriden hareketle eşya imal eden yerler,

61- 50 HP’den fazla motor gücü kullanan ve işlenmiş deriden eşya imal eden yerler,

62- Hayvan kesim yerleri ve kombinalar,

63- Rendering tesisleri,

64- Kullanılmayan et ve hayvan cesetlerinin izalesi için yakma tesisleri,

65- Kökeni hayvansal olan maddelerden balık unu, balık yağı, yem, yemlik, preparat tutkal ve benzeri maddelerin imal edildiği yerler,

66- Bağırsak temizleme ve işleme yerleri,

67- Su ürünleri, salyangoz, kurbağa vb. işleme yerleri,

B) İKİNCİ SINIF GAYRİ SIHHİ MÜESSESELER:

1- Tuğla ve kiremit fabrikaları, kireç ocağı,

2- Prefabrik konut malzemeleri,ytong yapı elemanları imalathaneleri, volkanik taş işleyerek elde edilen hafif malzeme yapı fabrikaları,

3- Değirmen taşı ve biley taşı atölyeleri,

4- Alçı, kireç, tebeşir, kuvars taşı vb. değirmenleri,

5- Çakıl, kum, curuf, çimento vb. maddelerden motor gücü kullanarak yapı, yalıtım, döşeme vs. malzemeleri imal yerleri,

6- Mermerin ikinci işleme yeri ,

7- Mozaik imal yeri,

8- Patlayıcı madde kullanılmayan ve açık sistemle işletilen taş ve maden ocakları ,

9- Maden cevheri depolama yerleri ,

10- 5-50 HP arasında motor gücü kullanan her nev’i elektromekanik ve elektromanyetik ve madeni eşya imal işleme ve tamir atölyeleri,

11- Harf döküm yapmayan ve 5-50 HP gücünde motor gücü kullanan matbaalar ve baskı yerleri,

12- Kurşun, kalay ve benzeri maddelerden tüp,klişe ve harf gibi malzemenin imal edildigi yerler,

13- Plastik, plasiglas, poliester vb. maddelerden eşya, oyuncak, reklam levhalari vb. yapan yerler,

14- Oto lastik tamir atölyeleri,

15- Temizlik tozu imalathaneleri ,

16- Çamaşir suyu imalathaneleri,

17- Zirai mücadele ilaçları, insektisit, rodentsit ve benzeri maddelerin perakende satış yerleri,

18- Mum ve balmumu üretim yerleri,

19- Tarak imalathaneleri,

20- Asit ve baz depoları,

21- Camdan ayna ve benzeri madde imal yerleri,

22- Tıbbi müstahzarat laboratuvarları,

23- Amonyak imalathaneleri,

24- Sülfonalama yapılmayan deterjan imal yerleri,

25- Zamk ve yapıştırıcı madde imalathaneleri,

26- Dizel jeneratörler,

27- Akaryakıt depoları ve satış yerleri,

28- LPG perakende satış yerleri,

29- 25 tondan fazla odun kömür bulunduran veya 5 HP gücünden fazla muharrik kuvvet kullanan odun ve kömür depoları,

30- Torba yakıt üretim yerleri ,

31- Akü tamir yerleri,

32- Kuru temizleme yerleri,

33- Halı, kilim dokuma ve boyama atölyeleri,

34- Sentetik elyaf fabrikası,

35- Isıtıcı minder imalathaneleri,

36- Pamuk ihzar fabrika ve atölyeleri ( Çırçırlar),

37- Linters, idrofil pamuk üretim yerleri,

38- Yün, kıl, tiftik, kuştüyü vb. yıkama ve işleme tesisleri,

39- Yün, pamuk ve ipek atölyeleri ile boyama yerleri,

40- 5-50 HP motor gücü kullanan dokuma ve konfeksiyon atölyeleri,

41- Her nev’i fırça imal yerleri,

42- Mobilya ve oto döşeme atölyeleri,

43- Kumaş atiklari ve eski kumaşlardan yün imal yerleri,

44- 5 HP gücünden fazla motor gücü kullanan her nev’i ağaç eşya imal, işleme ve tamir yerleri,

45- Tomruk ve kereste depoları,

46- Günlük olarak 500-5000 litre süt işleyen tereyagi, peynir ve yogurt imalathaneleri, mandiralar,

47- Yenecek mantar üreten yerler,

48- Soğuk hava depoları (motor gücü 10 HP’den yukarı),

49- Un, makarna , bisküvi ve ekmek fabrikaları,

50- Çay fabrikaları,

51- Atölye ve mahiyetindeki yağ imal yerleri,

52- Glikoz, nişasta, dekstrin (kola) ve emsali maddeler imalathaneleri,

53- Meşrubat üretim tesisleri,

54- Frigo, koko, eskimo ve dondurmayı fabrikasyon halinde üreten yerler ,

55- Tütün işleme yerleri ve sigara fabrikalari,

56- Şeker veya şeker şerbetinden şekerli maddeler üreten yerler (Günlük 250 kg’dan fazla şeker işleyen yerler), tahin, helva, pekmez vs. imal yerleri,

57- Alkollü içki üreten yerler,

58- Meyve ve sebze işleme yerleri,

59- Meyan kökü, şerbetçi otu vb. gibi bitkilerin işlendigi yerler,

60- Ciklet fabrikaları

61- Maya imalathaneleri,

62- Ham tuz üretme, işleme yerleri ve tuz fabrikalari ,

63- Yemek fabrikaları,

64- Hayvansal yağların eritildiği yerler,

65- Et ve sakatat işleme yerleri,

66- Steril katküt imalathanesi,

67- 5-50 HP arasında motor gücü kullanan ve işlenmiş deriden eşya imal eden yerler,

68- Herhangi bir işlem yapilmayan ham deri depolari,

69- İşlenmiş bağırsaktan eşya imal yerleri ,bağırsak depoları,

70- Bitkisel yemleri ve hazır preparatlardan karma yemleri üreten tesisler,

71- Nakliyat, ticaret, komisyon, ithalat ve ihracat işleriyle ilgili depolar,

72- Her nev’i hurda depoları,

73- 50’den fazla büyük baş, 200’den fazla küçük baş ve 500’den fazla kümes hayvani ile 10’dan fazla domuz bulunduran hayvan barinaklari,

74- Çöp içindeki organik maddelerden gübre yapma tesisleri,

75- Mürekkep üretim yerleri,

76- Bitkisel liflerden sicim, halat, hasır vb. üretim yerleri,

77- Buz üretim yerleri,

78- Sun’i inci, boncuk vb. üretim yerleri,

79- Boya, cila ve poliester işlemi yapilan yerler,

80- Balata imal yerleri,

81- Oto bakım ve servis istasyonları,

82- Düğme, fermuar, şemsiye vb. imal yerleri,

C) ÜÇÜNCÜ SINIF GAYRİ SIHHİ MÜESSESELER:

1) İnşaat malzemeleri depo ve satış yerleri, kum ocakları,

2) Sırlı, sırsız, çanak, çömlek, küp ve benzeri toprak mamülleri imalathaneleri,

3) Çakıl, kum, curuf, çimento ve benzeri maddelerden motor gücü kullanılmaksızın yapı, yalıtım, döşeme vb. malzeme imal yerleri,

4) Çini atölyeleri,

5) 5 HP’den az motor gücü kullanan veya motor kullanmaksızın iptidai usullerle çalışılan her nev’i elektromekanik, elektromanyetik ve madeni eşya imal, işleme ve tamir atölyeleri ,

6) Harf dökümü yapmayan ve 5 HP’den az motor gücü kullanan matbaalar,

7) Film halindeki plastikten naylon torba vb. eşya yapan yerler,

8) Saf su ve asitli su imalathaneleri ,

9) Tuz ruhu doldurma yerleri,

10) Fotoğraf filmi renklendirme ve boyama yerleri,

11) Kağıttan çeşitli kırtasiye malzemesinin yapıldığı yerler,

12) Kolonya vb. tuvalet malzemeleri imalathaneleri ,

13) 25 tondan az odun ve kömür bulunduran veya 5 HP gücünden az muharrik kuvvet kullanan odun kömür depoları,

14) Fötr şapka ve keçe imal yerleri ,

15) Halı, elbise ve çamaşır yıkama ve temizleme yerleri ,

16) 5 HP’den az motor gücü kullanan dokuma ve konfeksiyon atölyeleri,

17) Bez ve benzeri dokuma baskı yapılan yerler,

18) 5 HP gücünden az motor gücü kullanan veya motor kullanmaksızın iptidai usullerle çalışan her nev’i ağaç eşya imal, işleme ve tamir yerleri,

19) Günlük olarak 150 litreden daha az süt işleyen tereyagi, peynir ve yogurt imalathaneleri ve depolari ,

20) Un değirmeni ,

21) Ekmek, simit vb. fırınları,

22) Çalkarheneler,

23) Küçük çapta dondurma imalathaneleri,

24) Tuz öğütme yerleri,

25) Mamül şekerden her nev’i şekerleme imalathaneleri (günlük 250 kg’dan az şeker işleyen yerler),

26) Tahıl , baharat vs. ambalajlama yerleri,

27) Kahve ve kuru yemiş hazirlama yerleri,

28) Karbonat üretim ve ambalajlama yerleri,

29) Yufka ve pasta imalathaneleri,

30) Tarla balıkçılığı,

31) 10 Hp gücüne kadar motor kullanan soğuk hava depoları,

32) Tiftik ve yapağı depoları,

33) 5 HP takatından az motor gücü kullanan ve işlenmiş deriden eşya imal eden yerler,

34) Kuru kemik, boynuz, fildişi gibi hayvani malzemenin mekanik usül ve vasitalarla işlendigi yerler,

35) İşlenmiş veya kurutulmuş deri depoları,

36) 15-50 büyük baş, 50-200 küçük baş, 100-500 kümes hayvani ve 10’dan az domuz bulunan hayvan barinaklari,

37) Peruk ve sunni çiçek yapım yeri,

38) Mamül süngerden eşya imal yeri,

39) Hamam ve saunalar,

40) Cilt atölyeleri.

21.12.1993/8825

1993/ sayılı Genelge

Sahip olduğumuz doğal güzelliklerin yanında, tarihi ve kültürel zenginliklerimize bağlı olarak ülkemizdeki iç ve dış turizm hareketleri giderek artmaktadır. Bunun sonucu başta sahillerimiz olmak üzere çeşitli yörelerimizde otel, motel, yazlık site, kamp alanları ve eğitim siteleri gibi kamu ve özel sektöre ait dinlenme ve turizm amaçlı tesisler kurulmuş ve her geçen gün bunlara yenileri eklenmektedir. Bunun yanında, son yıllarda başta üniversitelerimiz olmak üzere çeşitli kurum ve kuruluşlarımızın şehir merkezleri dışında kurulan modern kampüs ve sitelerde faaliyetlerini sürdürdükleri memnuniyetle izlenmektedir.

Sürdürülen ekonomik ve sosyal kalkınma çabalarımızın olumlu birer göstergesi olan bu gelişmeler taktirle karşılanmakla birlikte, yerinde yapılan denetimlerden Bakanlığımıza iletilen yazılı ve sözlü şikayetlerden ve basın yayın organlarında yer alan çeşitli haberlerden, yasaların açık hükümlerine rağmen söz konusu tesislerin bir kısmında arıtma sitelerinin bulunmadığı tespit edilmektedir.

Bu durum bir yandan 2872 sayılı Çevre Kanunu ve bu Kanuna göre çıkarılan 19919 sayılı Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliği’nin aşağıda belirtilen açık hükümlerinin ihlaline yol açmakta, bir yandan da söz konusu tesislerin varlık nedeni olan çevre değerlerinin bozularak yokolmasına neden olmaktadır.

2872 sayılı Çevre Kanunu’nun 8. Maddesine göre “Her türlü atık ve artığın, çevreye zarar verecek şekilde, ilgili yönetmeliklerde belirlenen standartlara ve yöntemlere aykırı olarak doğrudan ve dolaylı biçimde alıcı ortama vermek, depolamak, taşımak , uzaklaştırmak ve benzeri faaliyetlerde bulunmak yasaktır.

Kirlenme ihtimalinin bulunduğu durumlarda ilgililer kirlenmeyi önlemekle; kirlenmenin meydana geldiği hallerde kirleten, kirlenmeyi durdurmak, kirlenmenin etkilerini gidermek veya azaltmak için gerekli tedbirleri almakla yükümlüdürler.”

Aynı Kanunun 11. Maddesine göre de “Gerçekleştirilmesi planlanan kurum ve işletmeler mevzuatta öngörülen aritma tesisi veya sistemlerini müstakil veya ortak olarak yapmakla yükümlüdürler . Aritma tesis veya sistemleri kurulup işletmeye hazir hale getirilmedikçe, kurum, kuruluş ve işletmelere işletme ve kullanim izni verilmez.

Atık ve artıkların doğrudan veya dolaylı şekilde alıcı ortama verilmesinde uygulanması gereken teknik usuller alıcı ortamın özelliği ve o ortamdan yararlanma imkanları gözönünde tutularak yönetmelikle belirlenir.”

Kanun’un “Faaliyetlerin Durdurulması” başlıklı 15. Maddesi “Bu Kanunda yazılı yasaklara aykırı hareket eden veya Kanunla belirtilen yükümlülükleri yerine getirmeyen kurum, kuruluş ve işletmelere mahallin en büyük mülki amiri bu yasaklara aykırı faaliyetleri düzeltmek ve kanunda belirtilen yükümlülükleri yerine getirmek üzere bir süre verir.

Bu süre sonunda bunları yapmayan kurum, kuruluş veya işletmelerin faaliyeti, yasağın veya yerine getirilmeyen yükümlülüğün çeşit ve niteliğine göre kısmen veya tamamen sürekli veya süresiz olarak durdurulur” hükmünü getirmektedir.

19919 sayılı Su Kirliliği Kontrol Yönetmeliği 37. Madde 8. Bendinde ise; “ilgili idare bir alıcı su ortamının mevcut kullanım amaçlarının olumsuz yönde etkilenmesini önlemek veya kalitesini düzeltmek amacı ile alıcı su ortamına deşarja izin vermemek veya deşarjları bu yönetmelikte öngörülen sınırların ötesinde kısıtlamakla yetkilidir “ hükmü yer almaktadır.

2872 sayılı Çevre Kanunu’nun yukarıda belirtilen açık hükümleri çerçevesinde Bakanlığımızca aşağıda tedbirlerin alınması gerekli görülmektedir.

1. İl sınırımız içinde faaliyet gösteren ve arıtma tesisi olmayan otel, motel, yazlık site, tatil köyü, kampüs ve benzeri tesislerin en kısa sürede 19919 sayılı Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliği Madde 32’de belirlenen deşarj standartlarını sağlayacak şekilde arıtma tesislerini kurmaları gerekmektedir.
2. Arıtma tesisi mevcut olan işletmelerin sürekli denetlenerek Yönetmeliğe uygun çalıştırılmasının sağlanması, buna uymayanlar hakkında 2872 sayılı Çevre Kanunu’nun ilgili hükümleri gereği işlem yapılmalıdır.
3. Arıtma tesislerinden çıkan arıtılmış suların 7.1.1991 tarih ve 20748 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Teknik Usuller Tebliği’nin 46. Maddesinde belirlenen esaslar çerçevesinde, ağaçlandırma, bahçe sulama gibi ihtiyaçların karşılanmasında kullanılmasını teşvik edecek tedbirlere öncelik verilmelidir. Böylelikle su tasarrufu yanında çevrenin ağaçlandırılması ve yeşillendirilmesi sağlanacaktır.
4. 19919 sayılı Su Kirliliği Kontrol Yönetmeliği’nin 34, 35, 36 ve 42. Maddelerinde yer alan esas ve sınırlamalar çerçevesinde yeterli seyreltme kapasitesinin bulunduğunun ayrıntılı mühendislik çalışmaları ile belirlenmesi halinde, Çevre Bakanlığı’nın uygun görüşü alınarak atık suların derin deniz deşarjı ile bertarafına izin verilebilmektedir. Bilindiği gibi bu tür deşarjlar tam arıtma olmayıp, alıcı ortamların seyreltme kapasitelerine dayalı bertaraf yöntemleridir. Bu nedenle Yönetmelikle çok özel sınırlayıcı hükümler getirilmiştir.
Ancak, bugüne kadar yapılan uygulamalarda otel, motel, yazlık site, tatil köyü ve kampüs gibi bir çok tesisin derin deniz deşarjı ile bertaraf yöntemlerini tercih ettikleri, yönetmelikte yer alan sınırlayıcı hükümlerin yeterince değerlendirilmeden ve bazılarına da Bakanlığımız uygun görüşü alınmadan derin deniz deşarjı izin verildiği anlaşılmaktadır.

Bunun sonucu başta deniz suyu hareketlerinin kisitli oldugu yari kapali koy, körfez, haliç, nehir agzi ve lagünler olmak üzere kiyilarimizda yogun kirlilik oluşmaktadir.

Denizlerimizde mevcut kullanım amaçlarının olumsuz yönde etkilenmesini önlemek ve su kalitelerini daha iyiye götürebilmek için bundan sonra; sözkonusu tesislerden gelecek derin deniz deşarjı taleplerinin kabul edilmeyerek Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliği Tablo 21’de verilen deşarj standartlarını sağlayacak şekilde arıtma tesisi kurma zorunluluğu getirilmesi;
Ancak, Tablo 21’de verilen deşarj standartlarini saglayacak aritma tesisi kuran işletmelere derin deniz deşarji izni verilmesi ;

Gerekmektedir.

Uygulamanın ivedi olarak bu Genelge hükümlerine göre yapılmasını, gelişmelerle ilgili bilgilerin aylık sürelerle, Bakanlığımıza düzenli olarak gönderilmesini ve Genelgenin alındığının teyid edilmesini;

Önemle rica ederim.

ÇEVRE BAKANI

10.2.1994/1074 sayılı Genelge

2872 sayılı Çevre Kanunu’na göre hazırlanarak 4 Eylül 1988 tarih ve 19919 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Su Kirliliği Kontrol Yönetmeliği’nin 52. Maddesinde “Üretimleri sonucunda atıksu oluşturan kurum, kuruluş ve işletmeler için her türlü atıksu deşarjı denetimi; 2872 sayılı Çevre Kanunu’nun 3416 sayılı Kanunla değişik 12. Maddesi uyarınca Çevre Bakanlığınca yapılır. Ancak Mülki Amirler, Sağlık Bakanlığı, Büyükşehir ve Şehir Belediye Bakanlıkları ile Liman Başkanlıkları: 1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha, 5442 sayılı İller İdaresi, 1580 sayılı Belediye, 3030 sayılı Büyükşehir Belediyeleri ve 618 sayılı Limanlar Kanunlarındaki yetkileri doğrultusunda denetim yapabilirler” hükmü yer almaktadır. Ancak, Bakanlığımızca, Su Kirliliği Kontrol Yönetmeliği çerçevesinde bugüne kadar sürdürülen denetimlerin gerekli titizlikle yürütülemediği ve uygulamada farklılıkların ortaya çıktığı gözlenmektedir. Su Kirliliği Kontrol Yönetmeliği çerçevesinde yapılacak denetimlerde ülke çapında eşit benzer uygulamaların yürürlüğe konulabilmesi amacıyla, anılan yönetmelik çerçevesinde denetim faaliyetlerini yürütecek elemanların çevre korunmasına ilişkin önlemleri ve bunlara ilişkin düzenlenecek idari nitelikteki cezai işlemlerin uygulanması sırasında aşağıdaki hususlara uygun hareket edilmesinde gerek ve yarar götürülmektedir.

Bu hususlar :

1- Su Kirliliği Kontrol Yönetmeliği’nin 37. Maddesine göre alıcı su ortamlarına her türlü evsel ve/veya endüstriyel nitelikli atıksuların doğrudan deşarjı için idareden izin alınması istenilen çıkış suyu kalitesinin sağlanması gerekmektedir. Bu nedenle kurum/kuruluş ve işletmelerin deşarj izin belgelerini almaları ve SKKY’de istenilen deşarj limitlerini sağlamaları konusunda gerekli işlemler yapılmalıdır.

2- Arıtma tesisi bulunmayan ve SKKY’de ilgili sektör için verilen limitlerin üzerinde deşarj yapan kurum/kuruluş ve işletmeler için Çevre Kanunu’nun 11. Maddesinin 1. Fıkrasına göre işlem yapılır. Atıksu arıtma tesisi kurması ve istenilen deşarj limitlerini sağlaması için işletmenin cinsine ve kapasitesine göre 3-6 ay süre verilir. Tutanağın tutulduğu tarihten itibaren 15 gün içinde işletme, kuracağı arıtma tesisi ile ilgili İş Temin Planı’nı yetkili makama sunmakla yükümlüdür.

3- Arıtma tesisi mevcut olup çalıştırmadığı tespit edilen kurum/kuruluş ve işletmelerde, atıksu arıtma tesisinin çalıştırılması ve istenilen deşarj limitlerinin sağlanması için usulüne uygun tanzim edilmiş tutanakla işletmeye 2-7 gün süre verilir. Bu süre sonunda arıtma tesisinin çalıştırılmadığı veya istenilen deşarj limitlerinin sağlanmadığı belirlendiği taktirde Çevre Kanunu’nun 8. Maddesinin 2. Fıkrasına göre cezai işlem yapılır.

4- Arıtma tesisi mevcut olan kurum/kuruluş ve işletmeler için atıksu debileri ile orantılı ve düzenli olarak yapmaları gereken analiz sonuçlarının son 3’üne bakılarak SKKY’de ilgili sektör için verilen limitlerin üzerinde deşarj yapıldığı tesbit edilirse, Çevre Kanunu’nun 8 Maddesinin 1. fıkrasına göre işlem yapılır. İstenilen deşarj limitlerini sağlaması için 1-3 ay süre verilir.

5- Üretimi neticesinde endüstriyel atıksu oluşturmayan ve kanalizasyon sistemi bulunmayan ve inşaası mümkün olmayan yerlerde bulunan kurum/kuruluş ve işletmelerde SSKY Teknik Usuller Tebliği’nin 2. Maddesi çerçevesinde gerekli önlemler alınacaktır. Alınmadığı taktirde Çevre Kanunu’nun 8. Maddesinin 1. fıkrasına göre işlem yapılır. İşletmeye gerekli önlemleri alması için 1-3 ay süre verilir. Eğer, anılan kuruluş veya işletme kapasite itibarı ile veya alıcı ortamın özelliğine bağlı olarak arıtma tesisi kurmakla yükümlü ise; Su Kirliliği Kontrol Yönetmeliği’nin Tablo 21’de yer alan deşarj limitlerini sağlayacak şekilde arıtma tesisi kurmaya icbar edilir. Buna uyulmadığı taktirde Çevre Kanunu’nun 8. Maddesi 1. Fıkrasına göre işlem yapılır. İşletmeye arıtma tesisi kurması için 3-6 ay süre verilir.

6- SSKY Numune Alma ve Analiz Metodları Tebliği’ne göre kurum/kuruluş ve işletmeler arıtma tesisi çıkış sularında debileri ile orantılı olarak numune almak, analiz etmek ve atıksularının özellik ve miktarlarına ilişkin bilgileri belgelemekle yükümlüdürler . Bilgiler düzenli olarak yetkili makama sunulacaktır. Atık sularının özellik ve miktarlarının kayıt edildiği işletme defteri son işletme gününden geriye doğru en az son üç yıllık verileri içerecek ve SSKY’de tanımlanan idarelerin işletmeye yapacağı denetimlerde istek üzerine gösterilecektir. Aksi hallerde Çevre Kanunu’nun 12.maddesinin 2. Fıkrasına göre işlem yapılır.

7- Denetleme işlemleri ile ilgili olarak yapilan deney ve ölçümlerin masraflari kirleten kuruluş ve işletmeler tarafindan karşilanir ve alinan makbuzun bir örnegi yetkili makama sunulur. Aksi hallerde faaliyet durdurma dahil her türlü cezai işlem uygulanabilir.

8- Verilen süre sonunda yukarıdaki esaslara uymayan kurum/kuruluş ve işletmelere Çevre Kanunu’nun 2.Maddesi uyarınca para cezaları bir katı arttırılarak verilir.

CEZALARIN TAHSİLİ

Su Kirliliği Kontrol Yönetmeliği’ne göre yapılan denetimler sonunda 2872 sayılı Çevre Kanunu’ndaki yasaklara aykırı hareket edenler ve bu Kanunda belirtilen yükümlülükleri yerine getirmeyenler hakkında aşağıdaki esaslar dikkate alınarak cezai hükümleri uygulanır. Çevre Kanunu’nun 24.maddesine göre cezalar doğrudan doğruya mahallin en büyük Mülki Amiri tarafından verilir. Bu cezalar 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü hakkında kanun hükümlerine göre Mal Memurluğu tarafından tahsil edilir. Makbuz karşılığında tahsil edilen para cezaları için Mal Memurluklarınca kullanılan makbuz olup, ayrıca Çevre Bakanlığı’ndan matbu bir makbuz istenmesi ve kullanılması sözkonusu değildir. Yatırılan bu cezalar Çevre Kanunu’nun 18 maddesinin j fıkrasına göre Çevre Kirliliğini Önleme Fonu’nun gelirlerinden biridir.

ÇEVRE BAKANI

NOT:Anılan cezaların 1998 yılındaki uygulama esasları “Yasal Yaptırımlar“ kısmında verilen 7.8.1998 tarih ve 98/9 sayılı Ceza Genelgesi’nde verilmektedir. Bu nedenle bu genelgede belirtilen 1994 yılına ait ceza miktarları verilmemiştir.

27.9.1994/5516 sayılı Genelge

Bilindiği gibi 2872 sayılı Çevre Kanunu’nun 8’inci maddesi ile her türlü atık ve artığın çevreye zarar verecek şekilde ilgili yönetmeliklerde belirlenen standartlara ve yöntemlere aykırı olarak doğrudan ve dolaylı biçimde alıcı ortama verilmesi, depolanması ve uzaklaştırılması yasaklanmış olup, kirlenme ihtimalinin bulunduğu durumlarda ilgililer kirlenmeyi önlemek; kirlenmenin meydana geldiği hallerde kirleten kirlenmeyi durdurmak, kirlenmenin etkilerini gidermek veya azaltmak için gerekli tedbirleri almakla yükümlü kılınmışlardır.
Aynı Kanunun 15 ‘inci maddesinde ise; yasaklara aykırı hareket eden veya kanunla belirtilen yükümlülükleri yerine getirmeyen kurum, kuruluş ve işletmelere mahallin en büyük mülki idare amiri tarafından bu yasaklara aykırı faaliyeti düzeltmek ve kanunda belirtilen yükümlülükleri yerine getirmek üzere esasları yönetmelikle belirlenen yeteri kadar bir süre verileceği, bu süre sonunda bunları yapmayanların faaliyetlerinin kısmen veya tamamen süreli veya süresiz olarak durdurulacağı hükmü yeralmaktadır.
2872 sayılı Çevre Kanunu hükümlerine uygun olarak, ülkenin yeraltı ve yerüstü su kaynakları potansiyelinin her türlü kullanım amacıyla korunması, su kirlenmesinin önlenmesi, su kirliliğinin kontrolü esaslarının belirlenmesi için gerekli olan hukuki ve teknik esasları ortaya koymak amacıyla “Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliği“ 04.9.1988 tarih ve 19919 Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Yönetmelik ile su kirliliği kontrolü açısından her türlü kirletici kaynağın bir izin belgesine bağlanması esas altına alınmış olup (madde3), alıcı su ortamına yapılacak atıksu deşarj izni ile ilgili düzenlemeler 37’inci maddede belirlenmiştir.
Yukarıda belirtilen kanun ve yönetmeliklerin açık hükümlerine rağmen, çok sayıda tesis ve işletmelerin arıtma tesislerini kurmadıkları, deşarj izin belgesi almadıkları, ilgili idare tarafından uyarılmadıkları veya haklarında yasal işlemlerin uygulanmadığı, gerek Bakanlığımız elemanlarınca yerinde yapılan denetimlerden gerekse yazılı ve sözlü şikayetlerden üzülerek tesbit edilmektedir. Bu durum başta su kaynaklarımız olmak üzere çevre değerlerimizin giderek yok olmasına veya kullanılamaz hale gelmesine sebep olmaktadır.
Bugün olduğu kadar gelecek nesillerimiz içinde büyük önem arz eden yeraltı ve yerüstü su kaynaklarımızın daha fazla kirlenmesinin önlenerek yararlı kullanım amaçlarına göre korunması amacıyla Çevre Bakanlığının Kuruluş ve Görevleri Hakkındaki 443 sayılı K.H.K.’nin 2’nci maddesi ile verilen yetkilere dayanılarak Bakanlığımızca aşağıda belirtilen tedbirlerin alınması gerekli görülmüştür.

1. Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliği’ne göre arıtma tesisi kurarak “Deşarj Izni Belgesi” alan tüm kurum kuruluş ve işletmelerin sürekli denetlenerek aritma tesislerini gerektigi gibi çaliştirmalarinin saglanmasi, buna uymayanlar hakkinda kamu/özel sektör ayirimi yapilmaksizin yasal işlemlerin uygulanmasi ,
2. Deşarj izin belgesi almak amaciyla yapilan müracaatlarin Su Kirliligi Kontrol Yönetmeligi hükümleri çerçevesinde Mahalli Çevre Kurullarinda ivedi olarak görüşülerek durumlari uygun olanlarin işlemlerinin bitirilmesi uygun olmayanlarin ise eksiklerini tamamlamalari için tebligat yapilmasi,
3. Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliği’ne göre arıtma tesisi kurmak ve “Deşarj Izin Belgesi” almak yükümlülüğünde olan, ancak bugüne kadar bu yükümlülüğü yerine getirmeyen kurum, kuruluş ve işletmelerin tesbit edilmesi,
4. Sözkonusu tesislere Yönetmelik’te belirtilen esaslar çerçevesinde kuracakları arıtma tesisleri için iş termin planlarını hazırlayarak Noter kanalı ile taahhütte bulunmaları için ivedi olarak tebligat yapılması,
5. Arıtma tesisi inşaatıyla ilgili iş termin planı alınan kurum, kuruluş ve işletmelerin listelerinin 28 Ekim 1994 tarihine kadar Bakanlığımıza gönderilmesi ,
6. Arıtma tesisi inşaatıyla ilgili iş termin planı alınan kurum, kuruluş ve işletmelerin durumlarının, Mahalli Çevre Kurulları bünyesinde oluşturulacak bir komite tarafından değerlendirilmesi, iş termin planı vermeyen ve/veya taahhüdü uygun görülmeyenlerin faaliyetlerine son verilmesi,
7. İş termin planı uygun bulunanların ise ekte verilen form çerçevesinde takip edilerek her dört ayda bir Bakanlığımıza bildirilmesi, taahhüdünü yerine getirmeyenler hakkında yasal işlemlerin yapılması gerekmektedir.
Süresi içinde gereğinin yapılması hususunu önemle rica ederim.

ÇEVRE BAKANI

21 MART 1995

1995/3 sayılı genelge

Ülke olarak turizm potansiyelini oluşturan dogal, kültürel ve tarihi zenginliklerimizin çeşitliligi ve zenginligi nedeniyle yurdumuzdaki iç ve diş turizm hareketleri devamli artmakta, bunun dogal bir sonucu olarak turizm giderleri ülkemiz ekonomik giderleri arasinda her geçen gün daha önemli bir yer tutmaktadir.

Turizm aktivitelerinin yöreye ve ülkeye sağladığı ekonomik katkısının yanı sıra bu aktivitelerin, çevre değerleri göz ardı edilerek sürdürülmesi sonucu, turizmin kendisini oluşturan doğal, kültürel ve tarihi potansiyeli de ortadan kaldırdığı tüm dünyada kabul edilen bir gerçektir.

Ülkemiz turizm giderlerinin yaklaşik % 25’ini oluşturan yat turizmi aktivitelerinin ekonomimize katkisi hiçbir şekilde göz ardi edilemez. Fakat yerinde yapilan inceleme ve denetleme çalişmalarimizda tespit edildigine göre; yat turizmine hayat veren çok az sayida işletmenin çevre bileşenlerini de dikkate alarak faaliyet gösterdigi gözlenmiştir .

Bilindiği üzere 2872 sayılı çevre Kanununun 8. Maddesi ile; her türlü atık ve artığın, çevreye zarar verecek şekilde ilgili yönetmeliklerde belirlenen standrtlara ve yöntemlere aykırı olarak doğrudan veya dolaylı biçimde alıcı ortama verilmesi, depolanması, taşınması, uzaklaştırılması ve benzeri faaliyetlerde bulunulması yasaklanmış olup, kirlenme ihtimalinin bulunduğu durumlarda ilgililer kirlenmeyi önlemekle, kirlenmenin meydana geldiği hallerde kirleten, kirlenmeyi durdurmak, kirlenmenin etkilerini gidermek veya azaltmak için gerekli tedbirleri almakla yükümlü kılınmışlardır .

Bütün dünyada kabul gören ve uygulama çalışmaları gerek ulusal gerekse uluslararası boyutta sürdürülen sürekli ve Dengeli Kalkınma Politikası ilkeleri çerçevesinde 1994/26 sayılı Başbakanlık Genelgesi ile oluşturulan Yürütme Kurulu’nda alınan, deniz ve kıyı kirliliğinin önlenmesi turizm potansiyelini oluşturan değerlerin en rasyonel şekilde kullanılması kararlarının uygulamaya geçirilmesi amacıyla; Çevre Bakanlığı’nın kuruluş ve görevleri hakkındaki 443 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 2. Maddesi ile verilen yetkilere dayanılarak, Bakanlığımızca marina, yat bağlama, yat çekek ve benzeri hizmet veren yerlerde aşağıda belirtilen tedbirlerin acilen alınması gerekli görülmüştür.

1-Su alıcı ortamlarında ötrofikasyonun önlenmesi ve kirletici yüklerinin azaltılması amacıyla biyolojik olarak indirgenebilir temizlik malzemelerinin kullanılması gerekmektedir . Bu nedenle tekne temizleme işlemlerinde çözünürlük özelliği LAB’lı deterjanlardan daha yüksek olan etoksilatlı temizleyiciler veya sabun, arap sabunu gibi temizlik maddelerinin yanısıra fosfat içermeyen deterjanların kullanılması.

2-Marina ve benzeri yerlerdeki satış merkezlerinde, yukarıda belirtilen özellikleri taşımayan çevreye zararlı temizlik malzemelerinin satışının yasaklanması,

3-Yatların sintine sularının alınması için 3 ton kapasiteli hareketli ve dalgıç pompalı konteynerin, atık yağlar için atık yağ toplama konteynerinin bulundurulması ,

4-Katı atıklar için bu yerlere yeterli sayı ve aralıklarla çöp kutularının konması ve bütün evsel katı atıkların toplanabileceği çöp konteynerinin bulundurulması,

5-Toplanan sintine suları, yağlar, çöpler ve marina içi hizmet veren birimlerden kaynaklanan evsel atık suların çevreye zarar vermeyecek şekilde bertarafını sağlayacak tesislerin kurulması veya yörede bu amaçlar için hizmet veren yerlere taşınımının sağlanması,

6-Teknelerin su batmanı kısmına deniz canlılarının yapışmasını engellemek için sürülen boyalardan aktif bakıroksit içermeyenlerin kullanılması ve bu amaçla yapılan temizleme işlemlerinde kimyasal maddeler yerine basınçlı su makinalarının kullanılması gerekmektedir .

Bu Genelge’de belirtilen hususların ilgililere tebliğ edilerek, gereğinin yapılması hususunu arz/rica ederim .

ÇEVRE BAKANI

26 Nisan 1996 (1014-2481)

İLGİ:

a) 21.12.1993 tarih ve 2810-8825 sayılı genelge

b) 27.09.1994 tarih ve 1640-5516 sayılı genelge

Bilindiği gibi 2872 sayılı Çevre Kanunu her türlü atık ve artığın ilgili yönetmeliklerde belirlenen standartlara ve yöntemlere aykırı olarak alıcı ortamlara verilmesini yasaklamış olup, yasaklara aykırı hareket eden veya kanunla belirtilen yükümlülüklerini yerine getirmeyen kurum, kuruluş ve işletmelerin mahallin en büyük mülki idare amiri tarafından; para cezası dahil faaliyetlerin kısmen veya tamamen süreli veya süresiz olarak durdurulacağı hükümlerini getirmektedir.

2872 sayılı Çevre Kanunu hükümlerine uygun olarak hazırlanan ve 19919 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren “Su Kirliliği Kontrol Yönetmeliği” ile, ülkenin yeraltı ve yerüstü su kaynakları potansiyelinin her türlü kullanım amacıyla korunması, su kirliliğinin kontrolü için gerekli olan hukuki ve teknik esaslar düzenlenmiştir.

Yukarıda belirtilen kanun ve yönetmeliklerin açık hükümlerine rağmen uygulamada görülen aksaklıklar nedeniyle Bakanlığımızca Turistik tesislere yönelik ilgi (a) ve bütün tesis ve işletmelere yönelik ilgi (b) genelgeler yayınlanarak; sözkonusu işletmelerin arıtma sistemlerini kurmaları, mevcut olanların düzenli çalıştırılmalarının sağlanması için denetimlerin sürdürülmesi, aykırı hareket edenler hakkında yasal işlemlerin uygulanması yönünde talimat verilerek, yapılan çalışmalarla ilgili raporların periyodik olarak Bakanlığımıza bildirilmesi istenmiştir.

Geçen süre içinde bu konularda memnuniyet verici ilerlemeler kaydedilmekle birlikte; gerek Valiliklerce Bakanlığımıza gönderilen raporların incelenmesinde, gerekse Bakanlığımızca yapılan denetimler yanında tarafımıza ulaşan şikayet dilekçeleri ve basın yayın organlarında yer alan çeşitli haberlerden henüz istenilen düzeye ulaşılmadığı görülmektedir.

Su ve deniz kirliliğinin önlenmesi ve kontrolü yönünde bugüne kadar yapılan çalışmaların değerlendirilebilmesi, bundan sonra yapılacak denetimlerin bir sistem dahilinde yürütülebilmesi ve zaman zaman Bakanlığımızca yapılacak denetimlerde de kullanılması amacıyla;

- İliniz dahilinde ilgi (a) ve (b) genelgelerimiz kapsamına giren mevcut tesislerle ilgili bilgilerin yazımız ekinde yer alan Tablo 1 ve Tablo 2’ye işlenerek 1996 Mayıs ayı sonuna kadar,

Turistik ve dinlenme amaçlı tesislere yönelik yapılan aylık denetimlerin Tablo 3, diğer tesislerde yapılan aylık denetimlerin ise Tablo 4’e işlenerek her ayın sonunda, Bakanlığımıza gönderilmesi gerekmektedir.

Yaklaşan yaz mevsimiyle birlikte, su tüketiminin artmasi yaninda, yagiş miktarlarinin da azalacagi dikkate alinirsa, su kirliliginden kaynaklanan sorunlar ülke düzeyinde hissedilir boyutlara ulaşacak ve her geçen gün çevre bilinci artan kamuoyunun gündeminde yerini alacaktir. Ayrica yaz mevsimiyle birlikte başta Ege ve Akdeniz olmak üzere bütün sahillerimizde iç ve diş turizm aktiviteleri artmakta olup, yerleşim birimlerinde normal nüfusun çok üzerinde bir yogunlaşma olmaktadir. Oluşacak çevre kirlenmesi olaylari bir yandan vatandaşlarimizin huzur ve sagligini etkilerken bir yandan da başta Yunanistan olmak üzere turizm alaninda rekabete girdigimiz çeşitli ülkeler tarafindan geçmiş yillarda oldugu gibi ülke turizmini baltalamak amaciyla istismar konusu edilebilecektir.

Bu nedenle ilgili kanun ve yönetmelikler çerçevesinde hazırlanan ilgi (a) ve (b) genelgelerimizde değinilen konuların titizlikle takip edilmesi, bunlara uymayanlar hakkında her türlü yasal işlemlerin taviz verilmeden uygulanması hususunun bir kez daha hatırlatılması; bugün olduğu kadar gelecek nesillerimiz için de büyük önem arz eden yer altı ve yerüstü su kaynaklarımızla denizlerimizin daha fazla kirlenmesinin önlenerek, yararlı kullanım amaçlarına göre kullanılabilmesi açısından büyük önem arz etmektedir.

ÇEVRE BAKANI

30 ocak 1997

1997/4 sayılı genelge

2872 sayılı Çevre Kanunu’na bağlı olarak çıkarılan 04-09-1998 tarihli ve 19919 sayılı Resmi Gazete‘de yayımlanarak yürürlüğe giren Su kirliliği kontrolü yönetmeliği içme ve kullanma suyu temin edilen kıtaiçi yüzesel su kaynaklarının korunabilmesi için uygulanacak planlama esaslarını, sınırlamaları ve yasakları düzenlemektedir.

Bu kapsamda maksimum su seviyesinden itibaren 300 metreye kadar olan alan Mutlak koruma alanı, 300 metreden 1000 metreye kadar olan alan kısa mesafeli koruma alanı, 1000 metreden 2000 metreye kadar olan alan, orta mesafeli koruma alanı, 2000 metreden itibaren havza sınırı sonuna kadar olan alan ise uzun mesafeli koruma alanı olarak belirlenmiştir. Bu alanlarda uyulması gereken hususlar yönetmeliğin 17, 18, 19 ve 20.inci maddeleriyle belirlenmiştir.

Yönetmeliğin ilgili maddelerinde yer alan açık hükümlere aykırı olarak, içme ve kullanma suyu temin edilen göl, gölet, baraj ve rezervuarların çevresinde çeşitli yapılaşmaların devam ettiği, çöp ve moloz gibi maddelerin döküldüğü, su kaynaklarına veya bunları besleyen akarsulara evsel ve endüstiyel nitelikli kirli suların deşarj edildiği, bunların sonucu su kaynaklarının aşırı derecede kirlendiği veya kirlenme tehdidi altında kaldığı tesbit edilmektedir.

Son derece kısıtlı olan içme ve kullanma suyu kaynaklarımızın kirlenmesi bir yandan halk sağlığını olumsuz yönde etkilerken , bir yandan da giderek artan nüfusumuzun yeterli ve sağlıklı su teminini zorlaştırmaktadır.

Bugün olduğu kadar gelecek nesillerimiz içinde hayati öneme sahip olan içme ve kullanma su kaynaklarımızı korunması ve kirlenmesinin önlenmesi için aşağıdaki tedbirlerin alınması ve titizlikle uygulanması gerekmektedir.

1-)Su kaynaklarından etkin bir biçimde yararlanılabilmesi için bu kaynakların kullanım alanlarının önceden hazırlanmış bir havza planı uygun olarak bilinmesi gerekmektedir. Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliğinin 5. Maddesi havza planlarının, havzadaki ilgili valiliklerce ve ilgili Devlet Su İşleri Bölge Müdürlüklerince yapılmasını öngörmektedir. Bu itibarla halen planı bulunmayan havzalarda bu çalışmalar ivedilikle başlatılarak sonuçlandırılmalıdır.

2-)İçme ve kullanma suyu rezervuarlarının ve benzeri su kaynaklarının korunmasına yönelik Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliği 16, 17, 18, 19 ve 20.inci maddeleriyle getirilen sınırlama ve yasakların titizlikle takip edilerek uygulanması sağlanmalıdır. Bunlara uymayanlar hakkında kamu - özel sektör ayrımı gözetmeksizin yasal işlemler yapılmalıdır.

3-)Su kaynaklarının korunmasında, kaynağın sınırları içinde yer aldığı mülki amirlikler ve Büyük şehirlerde ise Büyükşehir Belediyelerince kurulmuş bulunan su ve kanalizasyon idareleri yetkili ve sorunludurlar. Ayrıca 1593 sayılı Umumi Hıfzısıhha Kanunu, su kaynağı kendi sınırlarının dışında da olsa, suyu kullanan belediyelere kaynağı koruma da yetki ve sorumluluk verilmektedir. Bu nedenle içme suyu kaynaklarının korunmasında gereken hassasiyetin gösterilmesi yanlış ve yasal olmayan planlama ve yapılaşmalara fırsat verilmemesi ve kaçak faaliyetlerin izlenebilmesi ve denetlenebilmesi için ilgili idarelerce; İçme suyu havzaları koruma birimleri ile yeterli personel, araç, gereç ve ekipmanlara sahip gece ve gündüz 24 saat hizmet verebilecek denerim ekiplerinin kurulması gerekmektedir.

Uygulamanın bu esaslar doğrultusunda sürdürülmesi ve yapılan çalışmalar hakkında 3 ayda bu Bakanlığımıza bilgi verilmesi hususunda gereğini önemle rica ederim.

ÇEVRE BAKANI

21.8.1997

97/14 sayılı genelge

Ülke ekonomimize büyük katkılar sağlayan deri sanayi sektörü, büyüme süreci içinde çevremizin korunması ve kirliliğin önlenebilmesine ilişkin mevzuat çerçevesinde her türlü tedbiri alması ve çevre ile uyumlu faaliyetlerde bulunması, ortak varlığımız olan çevre değerlerimizin korunması açısından olduğu kadar, kalkınma hamlelerimizin sürdürülebilirliği açısından da büyük önem arz etmektedir .

Bir zanaat dalı olarak, kökleri çok eskilere dayanan deri sanayi sektörü, ülkemizde son yıllarda hızlı bir büyüme göstermektedir . Yine sanayileşmenin planlı ve dengeli gelişmesinde önemli bir araç olan Organize Sanayi Bölgeleri uygulamaları, yurdumuzun çeşitli yörelerine yayılarak sayıları her geçen gün artmaktadır .

Bakanlığımızca, ülkemizdeki mevcut deri işletmeleri ve Organize Sanayi Bölgelerinin faaliyetlerinin çevre ile uyumluluğu hususunda yapılan genel bir değerlendirme sonucu aşağıdaki hususlar tespit edilmiştir.

1-)Çeşitli şehirlerimizin içinde veya çok yakinlarinda genellikle atölye tipi küçük işletmeler halinde başlayan deri işletme faaliyetleri zamanla kapasite ve sayi olarak artarak küçülmüştür

2-)Bu işletmeler , plansiz gelişmenin dogal sonucu olarak , sanayinin gerektirdigi fiziki yerleşim alanlarina ve yeterli altyapi imkanlarina sahip degildirler .

3-)Bir kısım şehirlerimizdeki deri işletmelerinin, Deri Organize Sanayi Bölgesine dönüştürülmesi yönünde karar alınarak, yatırım programlarına girmiştir. Ancak yatırım ödeneklerinin yetersizliği yanında Devletten sağlanan kredi desteğine, bölgede faaliyet gösteren işletmelerin katkı sağlayamaması nedeniyle, inşaatların tamamlanmaması ve buna bağlı olarak Organize Sanayi Bölgelerine taşınmaları çok uzun yıllar alacaktır.

4-)Arıtma sistemleri de dahil çevreye ilişkin tedbirlerin alınmadan, Deri işletmelerinin ve Organize Sanayi Bölgelerinin mevcut haliyle faaliyetlerini sürdürmesi halinde; su, hava ve toprak ortamlarımızda telafisi mümkün olmayan boyutlarda kirlenmeler meydana gelecek, fiziksel ve görsel kirlilik yanında insan ve çevre sağlığı olumsuz yönde etkilenecektir

5-)Uşak deri Sanayi atik sularinin Büyük Menderes nehri ile tarimsal sulama amaçli kurulan Adigüzeller Baraj sularini kirletmesi sonucu Aydin ve Söke ovalarindaki tarim arazilerinin kirlenmesi ve tarim ürünlerindeki verimin düşmesi örneginde oldugu gibi bu tür faaliyetler sadece yakin çevrelerini etkilememekte, kirliligin sinir tanimamasi nedeniyle geniş bir alan olumsuz yönde etkilenebilmektedir.

6-)İstanbul Tuzla Deri Organize Sanayi Bölgesi örneğinde olduğu gibi, bazı Deri işletmelerinin faaliyet gösterdiği bölgelerde altyapı ve arıtma tesisleri de dahil her türlü çevre korumaya yönelik tedbirlerin alınmış olmasına rağmen, işletme sayısı bakımından planlanan kapasiteye ulaşamadığından, mevcut altyapı ve bertaraf tesisleri atıl durumda kalmaktadır.

7-)Ülkemizde halen 40 civarında Organize Sanayi Bölgesi tamamlanarak faaliyete geçmiş ve bunlardan 6 tanesinde atıksu arıtma tesisi proje safhasında olup diğerlerinde henüz bu yönde bir çalışma başlatılmamıştır. Deri Organize Sanayi Bölgeleri örneğinde olduğu gibi faaliyet sahibi işletmelerin çevre yatırımları ile ilgili harcamalara yeterli düzeyde katılımı sağlanamadığından bu tür projelerin başlatılması ve tamamlanması için yıllarca beklemek gerekecektir.

Mevcut ve inşaati devam eden Organize Sanayi Bölgesi sayisi ile aritma tesisleri sayilari karşilaştirildiginda, bu bölgedeki faaliyetlerin bu gün oldugu kadar gelecekte de önemli boyutlarda çevre sorunlarina neden olacaktir.

8-)Arıtma tesisleri mevcut olan bölgelerdeki kuruluşların gerek bu tesislerin yapılması gerekse işletilmesi harcamaları nedeni ile, üretim maliyetleri artmakta, bu yükümlülüklerini yerine getirmeyen kuruluşlara serbest piyasa şartlarında eşit olmayan bir rekabet ortamına itilerek adeta cezalandırılmaktadır.

9-)Başta Avrupa Toplulugu olmak üzere, ticari ve ekonomik ilişikler içinde bulundugumuz çeşitli ülkelerle yapilan ithalat ve ihracat işlemlerinde, çevre faktörü önemli ve belirleyici bir rol oynamaktadir. Çevre ile uyumlu üretim yapilmadiginda, getirilecek sinirlamalarla ihracatimiz kisitlanabilecektir.

Bilindiği gibi 2872 sayılı Çevre Kanununun 8. maddesi ile; her türlü atık ve artığın çevreye zarar verecek şekilde ilgili yönetmeliklerde belirlenen standartlara ve yöntemlere aykırı olarak doğrudan ve dolaylı biçimde alıcı ortamlara bırakılması yasaklanmış olup, kirlenme ihtimalinin bulunduğu durumlarda ilgililer kirlenmeyi önlemekle; kirlenmenin meydana geldiği hallerde kirleten, kirlenmenin etkilerini gidermek veya azaltmak için gerekli tedbirleri almakla yükümlü kılmıştır.

Yine Çevre Kanununun 3. Maddesi ile; kirlenmenin önlenmesi, sınırlandırılması ve mücadele için yapılan harcamaların kirleten tarafından karşılanması esas altına alınmıştır.

Yukarıda belirtilen kanunun açık hükümlerine rağmen çok sayıdaki işletme çevre korumaya yönelik hiçbir tedbir almadan faaliyetlerini sürdürmektedir. Organize Sanayi Bölgesi yatırım kararı alınan veya Organize Sanayi Bölgesi inşaatı devam eden yerlerde ise; kirlenmenin önlenmesi için gerekli tedbirleri almak ve yapılacak harcamaları karşılamak yükümlülüğü Kanunla kirleten kişi kurum veya kuruluşa verildiği halde, Devletçe sağlanan kredi desteğinin yetersizliği ileri sürülerek, zaman kazanılmaya çalışılmaktadır .

Kanun ve Yönetmelikleri uygulamakla görev ve sorumluk verilen bir kısım mülki amirlerin ve diğer ilgililerin ise; konuya gerekli önem vermedikleri, kendilerine tanınan yetkileri kullanmadıkları, böylelikle hem insanlarımızın en doğal hakkı olan sağlıklı çevre yaşama hakkının zedelenmesine hem de görevlerini yapmayarak suçlu duruma düştükleri görülmektedir.

Çevre değerlerimizin bozulmasına, kirlenmesine ve yok olmasına neden olan bu olumsuzlukların önlenmesi için aşağıdaki tedbirlerin alınarak titizlikle ve taviz verilmeden uygulanması gerekmektedir.

1-)İliniz sınırları dahilinde halen faaliyette olan ve arıtma ve bertaraf tesisleri dahil mevzuatla öngörülen yükümlülüklerini yerine getirmeyen , bütün kişi , kurum ve kuruluşlara kamu / özel sektör ayırımı gözetmeden 2872 sayılı Çevre Kanununun 20 ve 21. Maddeleri gereğince idari para cezası uygulanacaktır.

2-)İliniz sınırları dahilinde faaliyet gösteren deri işletmelerinden ;

a- Bulunduğu yer, kapasite, işletme sayısı ve teknik bakımdan mevzuatlarla öngörülen yükümlülükleri yerine getirmesi mümkün görülmeyen, deri işletmelerine; arıtma ve bertaraf tesisleri de dahil her türlü altyapı imkanlarına sahip olan Deri Organize Sanayi Bölgelerine taşınmaları için 3 aydan fazla olmamak üzere süre verilecektir. Bu süre sonunda taşınmayan veya yükümlülüğünü yerine getirmeyen işletmelerin faaliyetleri 2872 sayılı Çevre Kanunun 15. Maddesi gereğince durdurulacaktır.

b-Yatırım kararı alınan veya inşaatı devam eden Deri Organize Sanayi Bölgelerinin ve arıtma tesislerinin tamamlanarak, işletmelerin buralara taşinmasi çok zaman alacagindan ; işletmelerin bu süre içinde halen faaliyet gösterdikleri yerlerde, aritma tesislerinin inşaatlarina başlamalari için 3 ay, tamamlamalari içinde 6 aydan fazla olmamak üzere süre verilecektir. Bu süre sonunda yükümlülüklerini yerine getirmeyenlerin faaliyetleri durdurulacaktir .

3-)İliniz sınırları dahilinde, halen arıtma ve bertaraf sistemleri bulunmadan faaliyet gösteren Organize Sanayi Bölgelerine, arıtma tesisleri inşaatlarına başlamalarına için 3 ay, tamamlamaları içinde 6 aydan fazla olmamak üzere süre verilecektir. Bu süre sonunda yükümlülüklerini yerine getirmeyen bölgelerin faaliyetleri durdurulacaktır .

4-)Kuruluş çalişmalari devam eden Organize Sanayi Bölgeleri de dahil bütün tesislere, Çevre Mevzuatinda öngörülen yükümlülüklerini yerine getirmedigi sürece, açiliş ve işletme izni verilmeyecektir.

5-)İnsan ve çevre sağlığı açısından tehlike oluşturan ve yoğun kirlenmelere neden olan işletmelerin faaliyetleri, yukarıda verilen zaman sınırlamalarına tabi olmadan yükümlülüklerini yerine getirinceye kadar derhal durdurulacaktır.

6-)Bu Genelge Doğrultusunda Valiliğimizce alınan tedbirler ve yapılan uygulamalarla ile ilgili ayrıntılı bilgiler , Ekim 1997 sonuna kadar, daha sonraki gelişmelerde her 3 ayda bir bakanlığıma bildirilecektir. Süresi içinde gereğinin yapılması hususunu önemle rica ederim

ÇEVRE BAKANI

30.3.1998 / 2412

1998 / 4 sayılı Genelge

Doğal, kültürel ve tarihi zenginliklerimizin çeşitliliği ve çekiciliğine bağlı olarak, ülke ekonomisine büyük katkılar sağlayan iç ve dış turizm hareketleri yurdumuzda giderek artış göstermektedir.

Turizm faaliyetlerinin, başlica varlik nedeni olan çevre degerleri dikkate alinmadan sürdürülmesi sonucu, dogal varlik ve güzelliklerimiz yok edilmekte, çevre ve insan sagligi tehlikeye düşürülmektedir. Ayrica meydana gelen kirlilik ileri sürülerek, ülkemiz aleyhinde uluslar arasi alanda olumsuz propagandalar yapilmaktadir.

Yaklaşan turizm mevsimi nedeniyle geçmişte yaşanan bu olumsuzluklarin giderilerek insanlara saglikli bir çevrede huzur içinde tatil ortamlarinin saglanmasi için, aşagidaki tedbirler alinarak titizlikle takip edilecektir ;

1.Arıtma sistemi bulunmayan veya yetersiz olan, olduğu halde çalıştırmayan otel, motel, tatil köyü ve benzeri turistik amaçlı tesislerin açılış ve faaliyetlerine kesinlikle izin verilmeyecektir.

2.Başta turizm hareketlerinin yogun oldugu merkezler olmak üzere ,sezon süresince denetimler arttirilarak, 2872 sayili Çevre Kanunu ile ilgili Yönetmeliklerde öngörülen yükümlülüklere uymayanlar hakkinda, faaliyetin durdurulmasi da dahil her türlü yasal işlem uygulanacaktir.

3.Turizm sezonu başlamadan önce, Genelge dogrultusunda ilgili ve sorumlu kişi, kurum ve kuruluşlara ivedi olarak bildirimde bulunarak, gerekli hazirliklari yapmalari ve tedbirleri almalari istenecektir.

Gereğini önemle rica ederim.

ÇEVRE BAKANI